İcra Ve İflas Kanunu’nda Düzenlenen Tasarrufun İptali Davalarının Hukuki Mahiyeti

Nisan 2, 2019

İİK 277. Maddesi ve devamında düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, İflas idaresi davası açabilecektir. İptale konu tasarruflar borçlunun malvarlığını azaltması, pasifini arttıran tasarruflar iptale tabidir. İptal davasını ALACAKLI, BORÇLUYA KARŞI VE ALICIYA KARŞI AÇARAK, KESİNLEŞEN VE TAHSİL İMKÂNI BULUNMAYAN İCRA DOSYASINA TASARRUF KONUSU ŞEY ÜZERİNDE CEBRİ İCRA YETKİSİ TANINMASI İÇİN AÇMAKTADIR.

İPTALE TABİ TASARRUFLAR

Bedelsiz tasarrufların iptali; İİK 278. Maddesinde düzenlenmiş olup, olağan hayat akışına uygun hediyeler hariç olmak üzere, borcun doğumundan sonra yapılan bütün bağışlamalar ve bedelsiz tasarruflar batıldır. Aşağıda kısa bir bölümünü alıntı yaptığımız yüksek mahkeme kararında da yasa gereği bağışlama sayılan tasarrufların iptaline karar verileceği yönündedir.

YARGITAY 15. HD. E. 2005/2057 K. 2005/4593 T. 12.9.2005

 “Davalı borçlu tarafından taşınmazın 17.000.000.000 TL. bedelle, davacıya olan borcun doğumundan sonra davalı Murat’a satılmış olduğu çekişme konusu değildir. Mahkemece mahallinde yaptırılan keşif sonucu taşınmazın gerçek değerinin satış tarihi itibariyle 50 milyar TL. olduğu saptanmıştır. İİK.’nun 278/3-2 bendinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bedel kabul ettiği akitler bağışlama hükmünde olup aynı Yasa’nın 278/1 fıkrasına göre batıldır. Dava konusu olayda değerler arasında farkın bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu durumda alacağın doğumundan sonra yapılan ve yasa gereği bağışlama sayılan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir”.

Bağışlama gibi olan tasarruflar;  Eşler arası, altsoy ve üstsoy ile üçüncü dereceye kadar hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan karşılıklı tasarruflar, tasarrufun değerine göre düşük bedelle yapılan tasarruflar, Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs yararına kayıt şartı taşıyan hak tesis ettiği akitler iptale tabidir. Burada kanundan dolayı bir iptal söz konusudur. KANUNDAN DOLAYI AKRABALAR VE ORGANİK BAĞ İLİŞKİSİ BULUNANLAR ARASINDA, DÜŞÜK BEDELLE YAPILAN TASARRUFLAR BAĞIŞLAMA hükmündedir. Aşağıda kısa bir bölümünü alıntı yaptığımız yüksek mahkeme kararında da yasa gereği tasarrufların iptaline karar verileceği yönündedir.

YARGITAY 17 .HD. 08.07.2010 T. E:3653, K:6631

Davalılar arasında “yakın ilişki”, “akrabalık”, “arkadaşlık”, “komşuluk”, “iş ortaklığı” nedeniyle herhangi bir yakınlığın bulunması halinde, üçüncü kişinin, borçlunun “mali durumunu ve mal kaçırma kasdını bilebilecek durumda sayılmasına” neden olacağı

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tasarrufa konu taşınmazları satın alan davalıların borçlunun kardeşi, yeğeni ve halasının çocukları olmaları karşısında borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumdaki kişiler olması nedeniyle iptal kararı verilmesinde bir isabetsizlik olmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davalılar Sefer Özcan, Hamdi Özcan, Nurten Yılmaz vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA…

Aciz nedeniyle tasarrufların iptali; İİK 279. Maddesinde düzenlenmiş olup, borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine iptale tabidir.

YARGITAY 1. HD. 30.01.1976 T. E:1975/11769, K:904

…Muvazaa, Türk Hukukunda genellikle ön plandaki, ortada görülen yazılı işlemin gerçeğe uygun olmaması anlamını taşır. Muvazaalı işlem, asıl amacı veya gerçek durumu örtüp gizlemek için kullanılan bir “paravana”dır. Bu gibi hallerde, gerçek muvazaanın arkasında saklanmış ve gizlenmiştir. Kişiler, türlü nedenlerle muvazaalı işlemlere başvurmaktan geri kalmazlar. Bu nedenlerin hepsini burada saymak ve saptamak gereği yoktur. Çok kez üçüncü kişilerin kovuşturmalarından kurtulmak veya onların haklarını ihlal etmek, yasaları etkisiz bırakmak için, kişiler muvazaayı bir araç olarak kullanırlar…

*Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler,

*Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler hakkında aşağıda kısa bir bölümünü alıntı yaptığımız yüksek mahkeme kararında da yasa gereği alışılmış sayılmayan ödeme vasıtasıyla yapılan tasarrufların iptaline karar verileceği yönündedir.

YARGITAY HGK E:2004/15-444, K:2004/551,  20.10.2004 tarihli kararında:

“Davacı banka, banka hesaplarının kat edilmesinden sonra taşınmazların mal kaçırma kastıyla devredildiğini iddia ederek tasarrufların iptalini talep etmiştir. Alacağa mahsuben yapılan tasarruflar anılan yasanın 279. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mutat ( olağan ) ödeme vasıtası kabul edilmemektedir. Dairemizin süregelen uygulaması da bu yönde olup, alacağa mahsuben satışların butlanına karar verilmektedir. Kaldı ki, yine İİK.nın 280. maddesinin 2. bendi uyarınca borçlunun ızrar kastıyla yaptığı bu tasarrufları diğer davalıların bildikleri kendi savunmalarıyla ortada iken, var olan borcun ödenmesine ilişkin gerçek bir satış olduğu gerekçesiyle davanın tümüyle reddi usul ve yasaya aykırıdır.”

YARGITAY 15.HD. E. 2003/787, K:2003/1493, 24.3.2003 tarihli kararında:

“İptali istenen tasarruf Dairemizin 25.9.2002 günlü bozma ilamında belirtildiğinin aksine, ticari işletmenin devri değil borçlunun 3. kişi davalı Necati’ye satış yolu ile devir ettiği Uğurmumcu sokaktaki 14 numaralı bağımsız bölüme ilişkindir. Tasarrufun bedel karşılığı değil borçlunun borca karşılık ödeme maksadı ile yapıldığı, 3. kişi Necati’nin yapılan bu tasarrufla borçlunun mevcudunu eksilttiğini bildiği veya bilmesi gerektiği dosya kapsamı ile sabittir. Olayda İİK.nun 279/2, 280/I. maddelerinde yazılı iptal koşulları ve iptal için yasanın aradığı diğer şartlar gerçekleşmiştir.”

 * Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler. Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler. Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.

Zarar verme kastından dolayı iptale tabi tasarruflar İİK 280. Maddesinde düzenlenmiş olup; Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler(kanunda tek tek sayılmamıştır.), borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Burada zamanaşımı süresi BEŞ YILDIR.

YARGITAY 17.HD. T. 8.10.2007 E:2007/4397 K:2007/3011

Kural olarak, muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler ( olayımızda davacı ) tek taraflı ve çok taraflı hukuki işlemlerinin geçersizliğini ileri sürebilirler, DANIŞIKLI OLAN BİR HUKUKİ İŞLEM İLE 3. KİŞİNİN ZARARLANDIRILMASI, ONA KARŞI İŞLENMİŞ BİRHAKSIZ FİİL NİTELİĞİNDEDİR. Ancak, 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlemin yapılması gerekir.

YARGITAY 17. HD. 01.04.2014 T. E: 2012/13974,K:4770

Davalı G. davalı borçlu şirketin çalışanı olması nedeniyle borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olduğu ve dava konusu tasarrufların alacağa mahsuben yapılmış olduğu belirtildiğinden borçlu şirket ile G. arasındaki dava konusu tasarrufların iptaline karar verilmesi gerekeceği– İİK 280/1

Somut olayda davalı G. yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davalı G. davalı borçlu şirketin çalışanı olması nedeniyle borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olduğu ayrıca dava konusu tasarrufların alacağa mahsuben yapılmış olduğu belirtildiğinden borçlu şirket ile G. arasındaki dava konusu 1.12.2004 ve 2.12.2004 tarihli tasarrufların İİK 280/1 ve 279/2 maddeler gereğince iptaline, davalı G.  dava konusu araçları 30.12.2004 tarihinde elden çıkardığından hakkındaki davanın İİK 283/2 madde gereğince bedele dönüşmesi nedeniyle dava konusu araçları elden çıkardığı tarihteki değerleri oranında davacının takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı  olarak nakden tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği kanundan dolayı kabul edilmelidir.

Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde zarar kastıyla hareket ettiği kabul edilmektedir.

YARGITAY 17.HD. 30.05.2012T. E:4133, K:7029

İİK. mad. 280/son gereğince, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber İŞYERİNİ SONRADAN İŞGAL EDEN ŞAHSIN, BORÇLUNUN ALACAKLILARINI IZRAR KASDINI BİLDİĞİ VE BORÇLUNUN DA BU HALLERDE IZRAR KASDİYLE HAREKET ETTİĞİNİN KABUL EDİLECEĞİ, bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirilmesi veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatıyla çürütülebileceği-

Hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. İHTİYATİ HACİZ KARARIYLA TAPUYA VEYA HAKKA KONULAN TEDBİR ALACAKLININ DAVA SONUNDA ALACAĞINI TAHSİL İMKÂNI SAĞLAMAKTADIR. İş bu davalarda teminat şart olmayıp, alacağına kavuşamayan alacaklının hakim takdiriyle teminat yatırma mecburiyeti bulunmamaktadır.

Madde 282 İcra ve iflas Kanununun 11 inci babındaki iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir.

İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahküm edilir.

İptal davası açmakta hak düşürücü süre, iptale tabi tasarrufun yapıldığı tarihinden itibaren beş senedir.

Tasarrufun iptali davaları ; Muvazaalı tapu devirleri, alacağın devirleri, hakkedişlerin devri, 3. Şahıslardaki hak ve alacakların devri gibi kanunda tek tek sayılı olamayacak derecede çeşitli tasarrufların iptal davası açan alacaklı bakımından icra dosyasına tasarruf olunan üzerinde cebri icra yetkisi tanımaktadır. Bu yetki ile alacaklı tasarruf hiç vuku bulmamış, halen mal borçlusunun gibi satış dahil her türlü cebri icra yetkisini icra dosyasından kullanabilmektedir.

Kuşkusuz tasarrufun birkaç kez el değiştirdiği hallerde alacaklılar son malik iyiniyetli olduğundan başvuramayacaklarsa da borçlunun hukuki ilişkide bulunduğu üçüncü şahsa karşı kanundan dolayı NAKTEN TAZMİNAT TALEBİNDE BULUNMASI gene kanunda tanınan bir haktır.

Tasarrufun iptali davaları normal şartlarda basit usulde yargılamaya tabi olup, hızlı çözüme ulaşması beklenen davalardır. Görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, görevsiz mahkemede açılacak bir dava tedbir kararı alınamamasına, sürecin çözümsüz kalacak şekilde görevsizlik kararıyla uzamasına neden olabilecektir.

Tasarrufun iptali davalarının tek muhatabı kötü niyetli borçlu olmayıp, borçlu ile hukuki ilişkide bulunan kişi de bu davada taraftır. Çoğunlukla ülkemizde tapu harç ve değerleri düşük gösterildiğinden, alıcılar gayrimenkule ödedikleri net bedeli ispat edememekte, tasarrufun değerine göre düşük bedelle yapılan tasarruflar statüsüne gelen tasarruflar iptale tabi olduğundan iptal davasını kaybetmektedirler, Aynı şekilde alacağına mahsuben gayrimenkul, araç vb. alan kişiler de mutat ödeme sayılmayan hallere girdiklerinden kendilerine yöneltilen tasarrufun iptali davalarında aleyhe sonuç almaktadırlar.

Tüm bu süreçte tasarrufun iptali davası gibi alacaklıya geniş cebri icra yetkisi tanıyan teknik bilgi gerektiren durumlarda kişilerin mahkemeler önünde haklarını tam anlamıyla savunabilmeleri için ideal olan hukuki problemin tüm aşamalarında uzman görüşü ve yardımı almalarıdır. Oldukça geniş olan tasarrufun iptali davalarında yüksek mahkemece çoğu zaman içtihat birliği bulunmakta olup, sitemizdeki diğer yazılarımızdan da konu ile ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.