İstihkak İddiası Üzerine Alacaklı Lehine Yorumlanan Haller

Nisan 2, 2019

İstihkak iddiası alacaklının haczini talep ettiği menkul mal üzerinde üçüncü şahsın hak iddia etmesidir. İİK 96 vd. maddelerinde düzenlenen istihkak iddiası üzerine uygulanacak prosedür haczedilen malın borçlunun elinde veya üçüncü şahsın elinde olmasına göre farklılık arz etmektedir. Söz konusu mal borçlunun adresinde, tebligat adresinde, ticaret sicile tescilli şube veya merkez adresinde, borçlunun mahalde olmasıyla haczedilmişse alacaklı lehine olarak istihkak iddiasını ispat külfeti istihkak iddia edene düşmektedir.

İİK 96 vd. maddelerinde düzenlenen borçlunun elindeki mal hakkındaki istihkak iddiası üzerine icra dairesinin işleteceği prosedür, borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülki veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükûtları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. Malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü şahıs, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97 nci maddenin 9 uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczini öğrenmiş sayılırlar.

Haciz borçlunun elinde sayılan mal hakkında yapılmışsa; İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra müdürü dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikine karar verir.

Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir. Bu hal üzerine üçüncü şahsın istihkak davası açması için 7 günlük süre tefhim veya tebliğden itibaren yedi gündür. Dava açılmaması halinde istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılırlar.

Yargıtay 12. HD. 02.05.2016 T. E: 13082, K: 12818

Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararının temyiz olunamayacağı (İİK. mad. 97/5); ancak, istihkak iddia edilen mahcuz yönünden takibin durdurulması hakkındaki kararın temyiz edilebileceği

İcra Müdürlüğünce üçüncü kişinin istihkak iddiası konusunda karar verilmek üzere dosyanın icra mahkemesine gönderildiği, mahkemece, takip borçlusunun maaşı üzerindeki haciz yönünden takibin durdurulmasına ve alacaklıya dava açmak üzere süre verilmesine karar verildiği, alacaklının, istihkak davası açmak üzere üçüncü kişiye süre verilmesi gerektiğinden bahisle yanlışlığın düzeltilmesi talebinin reddedildiği, yine alacaklının temyiz isteminin de, kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile reddedildiği anlaşılmaktadır.

İİK.nun 97/5.maddesi hükmüne göre, takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı temyiz olunamaz. Ancak, istihkak iddia edilen mahcuz yönünden takibin durdurulması hakkındaki karar temyiz edilebilir.”

İstihkak dâvasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır.

Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra müdürüne dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını isbat etmesi lâzımdır..

İstihkak dâvası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarının yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.

 

Yargıtay 8. HD. 11.04.2016 T. E: 5595, K: 6528

“Teminat yatırılmış olması nedeni ile takip durduğundan, İİK’nun değişik 97/13. maddesi gereğince, % 20 oranı ile davalı alacaklı yararına tazminata karar verilmesi gerektiği- 02.07.2012 tarihinde 6352 s. Kanun’un 19. maddesi ile bu tarihten itibaren İİK. mad.97/13’de düzenlenen tazminat oranının % 20 olarak uygulanması gerektiği-.”

İstihkak dâvası sabit olur istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.

İstihkak dâvasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu Kanunun 11 nci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir.

İstihkak iddiasında bulunan üçüncü şahıslar kötü niyetli olarak borçlu ile muvazaalı işlemlerde bulunmaktalarsa, mülkiyet karinesi alacaklı lehine yorumlanacaktır.  Aşağıda Yargıtay kararları ışığında bazı hallerde haczedilen malın borçlunun elinde olduğunun kabul edildiğinin ve ispat külfetinin mahiyeti açıklamaya çalışacağız.

Yargıtay 8. HD. 04.05.2015 T. E: 2014/15540, K: 9931 

“ 97 Borçlu şirketin üçüncü kişi şirket adına düzenlediği faturaların bulunduğu, bunların kısmen mahcuzlara uyduğu, ödeme ile ilgili bilginin bulunmadığı, borçlu ve üçüncü kişi şirketler arasında ortaklık yapısı itibari İle organik bağ bulunduğu, aynı alanda aynı adreste faaliyet gösterdikleri, hacizde borçluya ait belgelerin bulunduğu, borçlunun borcun doğumundan sonra mahcuzlan üçüncü kişiye sattığı, takibin durdurulması yönünde tedbir kararının bulunduğu, tazminata ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesi ile davanın reddi ile alacaklı yararına tazminata hükmedilmesinin isabetli olduğu –-“

Kuşkusuz üçüncü şahsın istihkak iddiası değerlendirilirken borçlu ile olan ilişkisi, akrabalığı, iş kolu, adres bağlantısı, mahalde borçlunun veya borçlunun mahalde bulunduğunu gösterir evrakların bulunması, alacaklının elini güçlendiren vakıalardır. Üçüncü şahıs istihkak iddiasını KESİN İNANDIRICI VE GÜÇLÜ DELİLLERLE İSPAT KÜLFETİ ALTINDA OLACAKTIR.

Haczin İİK 97 maddesine göre yapıldığı hallerde üçüncü şahsın açtığı istihkak davasında üçüncü şahıs mülkiyeti ispat külfeti altında olduğu gibi alacaklının da elindeki bilgileri mahkemeye sunabilmesi için haklarının farkında olması gerekmektedir. Bu süreçte borçluları ile hukuki ve fiili bağ içerisinde bulunan üçüncü şahısların asılsız istihkak iddiaları karşısında şirket ve kişilerin haklarını savunabilmesi için uzman görüşü ve desteği almasında yarar bulunmaktadır.